Kayıtlar

Haziran, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kaza Dansı

Songül : Rıfkı bu sıcak ne Allah'ını seversen bir klima aç. Rıfkı : Dışarısı 36 derece, arabanın içi 39 derece. Ben bu arabanın geçen ay son taksitine 4 bin bayılıdım. Bu araba soğutmuyor. Neriman : Ee ben size dediydim de dinlemedin ki be oğlum. Rıfkı : Anne sen bir dur bari. öğlen sıcağıyla uğraşmaktan hanginize yetişeceğim. Sen konuşmayı bırakıyorsun, Songül başlıyor. Artık dayanamıyorum. Songül : Ben ne alaka Rıfkı, şurada iki kelam laf ettik diye suçlusu biz mi oluyoruz? Neriman : Konuş be kızım. Bu küçüklükten beri böyleydi. Bir şeye sinirlenir sonra gelir bize patlardı. Bir şey değişmedi şimdi de. Rıfkı : Tamam be içim bayıldı iki saattir gıy gıy gıy. Evimize varalım, bayram bayram bir aksilik çıkmasın. Herkes susar ve arabada bir sessizlik hakim olur. Sanki az önce konuştukları birbirlerinin ağızlarını düğümlemiştir. Ama sessizliği bozan şey de gecikmez. İçinde bulundukları araba arkadan gelen bir güçle anında öne doğru atılır. Rıfkı : İki rahat durmadınız, şu lanet yola bi...

Tofaş

Resim
Bu perşembenin konusu bir nevi trafikteki araba oranında önemli bir yer sahibi olan TOFAŞ. Yine bu hafta da birbirinden absürt bir konuyla sizlerin karşısında olmak beni resmen bu blogu yazma isteğiyle dolduruyor. Tofaş hakkındaki sevdiğim ya da sinir olduğum detayları sizin için sunmaya geldim. Şimdiden okuduğunuz için teşekkürler. 1. Trafikteki Fazlalığı TUİK verilerine göre 2025 Nisan ayı sonu itibarıyla kayıtlı taşıt sayısı yaklaşık 32 milyon olarak açıklandı. Bu 32 milyon aracında %51 otomobil olarak kayıtlı. Bu da Türkiye'de 17 milyona yakın araba olduğunu açıklar. Şimdi gelelim bu arabaya. Kartal, Şahin, Doğan gibi kuş serisi arabalar şuan kullanılmakta olan (kayıtlı) 821 bin. Az gibi gözükebilir ama bunu toplam araç yüzdesine vurduğumuz zaman %5'lik bir oran bizi karşılıyor. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak. Yine Tofaş fabrikasında üretilen ve ülkemizde kullanımı popüler olan Fiat Egea bile şuan yaklaşık 668 bin kişi tarafından kullanılmakta.  Kısacası Tofaş iyis...

Oyunlar

  Bugün daha aşina olduğumuz bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Oyunlar. Evet biraz farklı gidiyor blogumuz ama olay da bu. Oyunlar benim için vakit geçirme aracından daha çok eğlenceli ve duygusal bir bağlanma yolu olmuştur her zaman. İlk oyun oynama anım da biraz benim için değişik olmuştu. 1. Oyunlarla Tanışma Ailemin arkadaşlarından biri olan doktor bir teyzem -öz olarak değil- vardı. Kendisi çok bonkör ve bir o kadar da kibar biriydi. Ara sıra beni dışarı çıkartır, o zamanki çocuk aklımla ben ne istersem ikiletmeden satın alırdı. Hatta oyuncakçıdaki çok  beğendiğim bir masayı ve sandalye takımını aldığını hatırlarım. Masa ne alaka diye sormayın işte vizyonumuz bu kadardı o zaman. Neyse yine bir gün beni gezmeye çıkardığında her zaman gittiğimiz o alışveriş mağazalarını es geçip başka bir yerin önünde durduk. Tam kestirememiştim ama sorduğumda arkadaşlarının evlerine geldiğimizi söylemişti. Önlerinde durduğumuz bina 2 katlı bir evdi. Kapıyı çaldığımızda bizi evli bir çi...

Dil Paça

Öncelikle bu yazı fikrini bana bahşeden arkadaşım Rüzgar'a teşekkürlerimi sunup başlıyorum. Konumuz ilk çorbacı hikayem ve en sevdiğim çorba. Size saçma gelebilir ama bu blogun ana konusu saçma olması :) 1. Dil Paça Yıllar önce gittiğim bir restoranda ailemin ben ana yemeği beklerken içtikleri bu çorba bir gün dikkatimi çekti. Ama ben içmek istemesem bile ailemin zoruyla içtim. Onların tek amacı bana çorba içirebilmekken, ben içinde dil olan bir şeyi nasıl içiyorsunuz diye sorguluyordum. Sonra yine bu günlerin birinde bir kırılma anı yaşandı ve ben resmen çorbaya bağlandım. Lakin restoranın gereksiz ve absürt pahalanması dolayısıyla uzun bir süredir bu çorbayı içemedim ama şu ana kadar. 2. İlk Çorbacı Dışarıda çorba içmeyen biri olarak genellikle çorbacı kültürü bana her zaman saçma geldi. Zaten restoranda içebileceğin bir şey için ayrı bir dükkan açılması gereksizdi. Yakın bir zamanda okul çıkışı arkadaşlarımla absürt bir konu için gömlek almaya gittiğimizde karnımızın acıktığını ...

Kanziler

 İlk yazımda böyle önemli bir noktaya parmak basmak istedim. Çünkü biraz eğlenmek hepimizin hakkı. Uzatmadan geçiyorum. Öncelikle bu yazıyı anlamak için "Kanzi" kavramı nedir bunu bilmemiz gerek. Kanzi halk arasında eskiden keko denilen canlıların evrimleşmiş halidir. Bir nevi aptal aptal konuşup, dar müzik zevklerine sahip olup, herkesin sadece bir amaç için toplandığı ve bu amacın da sevgili yapmak olduğu grup kesimidir. Gün geçtikçe artan bu kertenkele topluluğunun zeka seviyesi bir parmak arası terliğe eşdeğer. Yolda herhangi bir kanziye rastlama olasılığınız araba çarpma ihtimalinden beş kat daha fazla. Peki şimdi size bu insan topluluğunu nasıl diğer normal insanlardan nasıl ayırırsınız bunu dört maddede anlatacağım. 1. Berber Faciaları  Genellikle bu canlı topluluğu günümüzde tas kafa saç kesimleri ve bir o kadar da kendilerine yakışmayan kaşlarına attırdıkları çiziklerle de meşhurdur. Tamam yüzüne uysa yakışsa güzel olsa anlarım da rezalet olunca görüntü kirliliğine s...