Kaza Dansı


Songül
: Rıfkı bu sıcak ne Allah'ını seversen bir klima aç.

Rıfkı: Dışarısı 36 derece, arabanın içi 39 derece. Ben bu arabanın geçen ay son taksitine 4 bin bayılıdım. Bu araba soğutmuyor.

Neriman: Ee ben size dediydim de dinlemedin ki be oğlum.

Rıfkı: Anne sen bir dur bari. öğlen sıcağıyla uğraşmaktan hanginize yetişeceğim. Sen konuşmayı bırakıyorsun, Songül başlıyor. Artık dayanamıyorum.

Songül: Ben ne alaka Rıfkı, şurada iki kelam laf ettik diye suçlusu biz mi oluyoruz?

Neriman: Konuş be kızım. Bu küçüklükten beri böyleydi. Bir şeye sinirlenir sonra gelir bize patlardı. Bir şey değişmedi şimdi de.

Rıfkı: Tamam be içim bayıldı iki saattir gıy gıy gıy. Evimize varalım, bayram bayram bir aksilik çıkmasın.

Herkes susar ve arabada bir sessizlik hakim olur. Sanki az önce konuştukları birbirlerinin ağızlarını düğümlemiştir. Ama sessizliği bozan şey de gecikmez. İçinde bulundukları araba arkadan gelen bir güçle anında öne doğru atılır.

Rıfkı: İki rahat durmadınız, şu lanet yola bir türlü odaklanamadım. Al arka tamponu bıraktık, mutlu oldunuz mu?

Songül: Ya Rıfkı bir şey demiyim diyorum kendimi zor tutuyorum. İn şu arabadan besmeleni çek git adamla konuş, anlaş. Burada bizle debelenme şimdi.

Rıfkı anlık öfkeyle bir anda kendini yeni aldığı arabasından dışarı atar. Şuan ki durumu arabanın içinde yaşadıklarından daha vahim olacaktır. Arabaya vuran adam arabaların başında beklerken Rıfkı, çarpan arabanın bir makam arabasına benzediğini görür.

Rıfkı: Canına bir şey olmadı dimi kardeş?

Adam: Şimdi bir şey olmadı ama bu akşam patronum canıma kıyacak abi!

Rıfkı: Abicim bir sakin ol, cana geleceğine mala gelsin. Çözülmeyecek mesele değil. 

Adam: Abi bu araba adamın zaten tek canı. Yıllardır bu arabayı kullanıyor. Çarptığımı öğrenirse yedi sülaleme kadar bulur beni!

Rıfkı: Madem böyle mühim bir konu sende neden sürüyorsun be adamın arabasını.

Adam: Ben valeyim abi. Çalıştığım şirketin CEO'sunun bu araba. Akşama Beylikdüzü'nde olması gerekiyor bu arabanın. Kesin beni öldürecek abi ya!

Rıfkı: Valla kardeşim benim arabamın arasını ver ne yapıyorsan yap. Sonra öldürür mü öldürmez mi beni ilgilendirmez. Bu arabanın geçen ay son taksitini ödedim ben.

Adam
Abi sakin ol bak ben birini arayacağım. O şimdi halleder meseleyi.

Adam cebinden çıkardığı tuşlu telefondan birini çaldırır. Telefondan çok beklemeden cevap gelir.

Adam: Alo Kudret abi Tanju ben... Şu patronun dediği araba varya patronun... Sürttüm ben biraz... Ama ne yapabilirim abi... Çevre yolundayız... Tamam bekliyorum.

Tanju: Abi adam 5 10 dakika içinde gelecekmiş. 

Rıfkı: Bu konuştuğun Kudret dediğin adamın 5 10 dakika içinde gelmesine imkan yok. Otoyolun tam üstündeyiz. Uçağıda olmadığına göre?

Dakikalar birbirini kovaladıktan sonra gökten gelen sesle yolda kim varsa irkilir. Simsiyah bir helikopter otoyolun yanında duran düz zemine iner. O sırada arabadakiler olayın yavaş yavaş içine girmeye başlar.

Songül: Rıfkı alt tarafı tampon gitti. Çarpan arabanın sahibi MİT mi? Helikopter falan ne işler?

Rıfkı: Onu bunu bilmem de, gökten MİT'ten önce Kudret indi.

Neriman: Oğlum yine ne belalar aldın başına? Helikopter nedir kurbanın olayım?

Rıfkı: Anne bende bilmiyorum sonu hayra varsın yeter.

Herkeste sanki farklı bir ekosisteme geçmiş canlı havası vardı. Kimse bulunduğu konumu anlamlandıramıyordu. Helikopterin kapısı açılınca siyah takım elbiseli saçı ve sakalları ak, fötr bir şapka takan yaşlı bir adam, peşinden ise sessiz suskun Tanju tipinde iki güvenlik adam indi.

Rıfkı: Ya neden iki tampon için buraya helikopter çağırıyoruz. Biri bana bunun cevabını versin. Bu kudret denilen adam yerli Taylor Swift mi? Kimin nesi de helikopterle geliyor. Ben 42 yaşımdayım hayatım boyunca helikopterden bu kadar bahsettiğimi hatırlamıyorum.

Kudret: Sakın dert etme küçüğüm. Her şerde bir hayır vardır.

Rıfkı: Abi kurbanın olayım kafamıza helikopterle indin. Bu arabayla kaçakçılık mı yapıyorsunuz. Bunun başka bir açıklaması olamaz.

Kudret: Küçüğüm her şeyin bir zamanı vard-

Rıfkı: Benim zamanım yok Kudret abi. Evde aşım, arabada karım ve anam var. Herkes sizin gibi helikopterlerle gezmiyor sabahtan akşama kadar.

Kudret: İsmin nedir küçüğüm.

Rıfkı: Abi bana 42 yıldır Rıfkı diyorlar ama ben hala Rıfkı olup olmadığımı sorguluyorum.

Kudret: Şimdi Rıfkı'cım görüyorum ki biraz aceleci birisin. Sana hem arabanın kaportasını yaptıracak para hem de bu gördüğüm diğer arabanın anahtarını vereceğim. Şartım ise-

Rıfkı: Her yoldan geçene araba verir misiniz Kudret Bey? Yoksa benim üstüme tamamlayamadığınız işleri mi yıkmaya çalışıyorsunuz?

Kudret: Şartım ise benimle çifte telli oynamak.

Rıfkı olaylar üst üste gelince artık çözülmediği için her şey salmıştı.

Rıfkı: Kudret abi dalga mı geçiyon kurbanın olayım. Çifte telli oynamak nedir? Otoyolun ortasındayız, arabaları çarptık sen helikopterle indin ve çifte telli oynayacağız? 

Kudret: Rıfkı'cım artık kusura bakmayacaksın. Sana bir tercih sundum ya yaparsın ya yaparsın. Yoksa nasıl geldiysem öyle geri dönerim. 

Rıfkı artık gerçekten çaresiz ve bitap kalmıştı. Çok az bir enerjisi kalmıştı ve onu da neye kullanacağına şuan karar vermişti.

Rıfkı: Tamam dans edeceğim ama bir sorum var.

Kudret: Tabii ki de her zaman. 

Rıfkı: Bu helikopter ne kadar yakıyor?

Yorumlar

  1. Cidden bu senaryo beni benden aldı özellikle o sondaki video ise tam benim kafamdaki senaryoyu TAM OLARAK betimledi ve özellikle taylor swift yeri ise güldüğüm yer oldu güzel olmuş 10/10 yani öyle diyeyim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tofaş

Kanziler